Sessiz Kodlama

Bu çocukların el becerileri çok gelişmiş!

Anonim

Bu cümleyi işitme engellilerin hayatlarına dokunmuş birçok dostumuzdan duyarız. Güzel resim yaparlar, marifetlidirler. Ama bunu eğitimlerinde nereye koyuyoruz? Bu avantajı nasıl kullanıyoruz?

İşitme engellilerin; medeniyetin üzerine kurulu olduğu sözel dili kullanma becerilerindeki gerilikten dolayı büyük engel yaşadığını biliyoruz. Dil gelişimindeki gerilik; bilişsel gelişimini de etkileyerek, bireyden beklenen rollerin gerçekleşememesine ve engelli etiketini kullanmamıza sebep olmaktadır!
“Sessiz kodlama” dediğimiz etkinlik, öğrenme yaşantılarında engele yönelik olumsuz koşulların olmadığı bir ortam sağlar. Anadili işaret dili olan işitme engelli çocuklarımız için bir yabancı dil olarak görülebilir. Hem de ikonik olması sebebiyle, sözel dilden (Türkçe) daha yakın bir dildir. Anlaması kolaydır ve işlevselliğini çocuk somut olarak görebilir; kullanışlıdır.

Bu dil, hayatı anlamak için bir enstrümandır… Ve işitme engelli çocuk, bu enstrümanı tüm arkadaşları ile eşit şartlarda kullanabilir. Algoritmik-sistematik düşünce yapısını edindikçe, programcılık hakkında yeterlilik kazanır; sistemlere yönelik analizler yapabilir. Makinaların nasıl çalıştığını anlar; problemlerle başa çıkmak için alternatif planlar geliştirebilir. Tüm bu öğrenme fırsatları, çocuklarımızın “hayatta var olması” adına bir hafiflik sağlar. Hayatı anlamak ve üretmek için kullanılabilir; fırsatlar verir.

“Sessiz kodlama”, sürece odaklandığımız bir etkinliktir. Sonuç odaklı bakmak önceliğimiz değildir. Elbette, genellikle yardımcı hizmetler sınıfında iş bulan işitme engellilere yeni kapılar açılacaktır! Onlara mühendis, yazılımcı, grafiker olma şansı başka nasıl verilebilir ki? Hatta şimdilerde daha var olmayan, ama on yıl sonra muteber olacak, adını bilmediğimiz meslekler için de çocuklarımıza yol gösterecektir. “Gelişmiş el becerilerini” kullanmak için uygun fırsatlar sunacaktır.

Ancak, sürece odaklandığımızda, kodlama eğitimine katılan her bir işitme engelli çocuğumuzun hayatına dokunarak, söylemekten sıkılmadığımız “fırsat ve imkân eşitliği”ne somut katkıda bulunulacaktır. Etkili bir şekilde becerilerine ve bilişsel süreçlere direk etki edilecektir. Hayatı anlamak ve uyum sağlamak adına, “kalıcı öğrenme yaşantıları” sağlanacaktır.

Biz İzmir EBA Ekibi olarak, bu işe Türkiye’de bir ilk olarak başladık. FATİH Projesi ile fırsatlar herkes için artırılıp, bununla birlikte eğitimde fırsat eşitliği oluşturulurken, İzmir EBA Ekibi de sorumluluk bilinciyle bu süreçte yer aldı. Öncelikle zihinsel ve işitme engelli öğrencilerimiz olmak üzere, dezavantajlı çocuklarımız için yıllardır içerik üretiyor, onlara dokunmak için çalışıyor. Bu çok gurur verici, fakat yeterli bulmuyoruz.

Bir haftalık eğitimle çocuklarımız ilgi ve yeteneklerini bize gösterdiler. Şimdi önümüzdeki sorularımız değişmiştir;

  • Sessiz kodlamanın sürekliliği nasıl sağlanır?
  • Sessiz kodlama nasıl yaygınlaşır?

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

nineteen − seven =

You can build more powerful website than you think.

Kodla

top